ÜSİMP Ulusal Patent Fuarı 2017

Bu yıl ikinci kez katılma imkanı bulduğum Ulusal Patent Fuarı yine Harbiye Askeri Müzesi’nde gerçekleşti. Bu haftanın yoğun bir hafta olması sebebiyle, 6-7 Kasım tarihlerinde gerçekleşen etkinliğin sadece ikinci gününde tek bir oturumu izleme fırsatım oldu. Oturumlar dışında sergi alanında üniversitelerin teknoloji transfer ofislerinin stantları ve patentlerin tanıtan afişlerin yer aldığı bir kısımdan oluşuyordu fuar. 

Ar-ge Merkezlerinde Teknoloji Transferi isimli oturumu hem boş vaktime denk geldiği hem de başlık ilgimi çektiği için tercih ettim. Teknopark İstanbul genel müdürü Dr. İsmail Arı moderatörlüğündeki oturumun dört konuşmacısı daha vardı. 

İsmail Arı’nın oturumun başlangıcında bahsettiği bir anısı patent kavramına bakış açımı biraz zenginleştirdi. Silikon vadisinde uzun yıllar çalışmış biri olarak patentin büyük firmalar arasında çapraz lisanslama (cross licensing) pazarlık süreçlerinde kullanılan bir araç olduğundan bahsetti. Firmanın patent portföyünün kabarık olması bu süreci olumlu etkileyen bir etmenmiş. Ben fikri hakları hep direk bir maddi karşılığı olan; alınan, satılan, lisans verilen birşey olarak düşünüyordum bugüne kadar.

İlk konuşmacı Aselsan’dan Teknoloji Transfer Müdürü Serdar Bayar’dı. Konuşmasından aklımda kalanlar;

  • Aselsan sahip olduğu askeri teknolojiyi sivil alanlarda da kullanma üzerine çalışmalar yürütüyor. Radar teknolojisinin meteorolojide kullanımı, 4.5 G ve 5G bazistasyonları üzerinden örnek vererek yaptıkları çalışmaları detaylandırdı.
  • Aselsan Akademi isimli lisansüstü eğitim yapan personellerini destekledikleri bir programları var. Bu programı İTÜ, ODTÜ, Gebze Teknik Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi ile ortak yürütüyorlar. Lisansüstü eğitim yapan personellerinin tez konusu olarak kurum içerisinde karşılaşılan bir probleme yoğunlaşmasını teşvik ediyorlar. 5483 toplam ar-ge personelinin 900’ü lisansüstü eğitimlerine devam ediyor. 190 doktoralı personelleri var, bunlar içerisinden de lisansüstü programlar bünyesinde ders verenler var. (Ülkemiz açısından stratejik öneme sahip bir kurumun eğitim ile bu kadar içli dışlı olduğunu görmek insanı ayrı mutlu ediyor.)

İkinci konuşmacı Vestel Ar-ge Direktörü Metin Nil’di. Firmasını oem “original equipment manufacturer” olarak tanımladı. Avrupa pazarında üçüncü olduklarını söyledi. Özyeğin Üniversitesi ile birlikte gerçekleştirdikleri Vestel Akademi isimli lisansüstü eğitim programından bahsetti. Bu ve benzeri imkanları sunmanın, çalışanları Manisa’da tutabilmek için önemli bir araç olduğundan bahsetti. 

Üçüncü konuşmacı VSY Biyoteknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş’dı. Biyoteknoloji kavramından ve firmasının geliştirdiği lens ve ürünlerden bahsederek konuşmasına başladı. Ürünlerini Türkiye’nin katma değeri en yüksek ürünü olarak ifade etti. 1 kg değerinin 675.000 $ olduğunu belirtti.

Son konuşmacı Metric Genel Müdürü Gökhan Arıksoy’du. Tüketicinin basit ürün istediğini vurgulayarak sunumuna başladı. Tom Goodwin’den meşhur bir alıntı vardır, ekonominin değişmesi ile ilgili. Aşağıda o alıntının grafik halini de paylaştım.

 

(https://media.licdn.com/mpr/mpr/shrinknp_800_800/AAEAAQAAAAAAAAKwAAAAJDVhYWRhMmFmLWYyNWEtNDNiZC04ZjVjLWRlZDIwNDRhMmM3OA.png)

Buradaki ifadelerden bahsetti. Buna ek olarak da Airbnb ve Uber gibi firmaların aynı zamanda yazılım süreçlerini de üçüncü taraf (third party) tedarikçiler ile çözmeyi tercih ettiğinden bahsetti ve bu durumu merkezsizleşme ve alanlarda uzmanlaşma ile ilişkilendirdi. Ayrıca teknoloji transferi ile arasında benzerlik olduğunu söyledi. 

Birkaç oturum daha dinlemek ve onları da özetlemek isterdim fakat yoğun bir haftanın içerisinde yer aldığımdan tek bir oturumla yetinmek zorunda kaldım. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir