Startup İstanbul Etkinliği

Çok öncesinden planlayarak katıldığım bir startup etkinliği olan Startup İstanbul’un son gününden (23.10.17) bahsedeceğim bu yazıda. Katılım ücretinin yüksek olmasından dolayı geçen sene katılamamıştım fakat bu yıl önceden indirimli öğrenci bileti alarak takvimime ekledim. Öğrenci bileti son gün gerçekleşen konferanslara katılma hakkı sağlıyor sadece. Süreç boyunca seçilmiş 100 startup 15’e kadar eleniyor ve son günün sonuna doğru bu 15 startup kısa sunumlarını gerçekleştiriyor. Bu son 15 startup’ın sunumuna gelene kadarki süreden bahsedeceğim öncelikle.

Etkinlik mekanı Maslak Uniq idi. Geçen yıl İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’idi yanlış hatırlamıyorsam. Konferanslar süresince aldığım notlardan kısaca bahsedecek olursam;

İlk gün Erhan Erkut hocanın açılış konuşması ile başladı. Sayılar yardımı ile nitelikli girişimciliğin önemini vurguladı özet olarak. Bizlere özgü Iphone aşkını mizahi bir dille ürettiğimiz ve ihraç ettiğimiz fındık üzerinden “1kg iphone = 4.464 kg fındık” olarak özetledi.

Aktif olarak iş gücüne dahil olmamış ve herhangi bir eğitim programına devam etmeyen nüfus miktarının (neither in employment,nor in  education or training) yüksek olduğu (%32) bir diğer vurguladığı noktaydı. Yine bununla bağlantılı aşağıdaki grafiğe ulaştım, çalışma hayatına dahil olmayan kadınların oranı özellikle dikkat çekici.

(http://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php/File:Share_of_young_people_(aged_20%E2%80%9334)_neither_in_employment_nor_in_education_and_training,_by_sex,_2016_(%25).png)

Bir diğer konuşmacı Tim Draper idi. Girişimcilik üzerine yoğunlaşmış Draper University’nin kurucusu ve aynı zamanda bir yatırımcı. Tesla, Hotmail ve Skype erken aşamada yatırım yaptığı hepimizin bildiği girişimler.

Özet olarak hata yapmaktan korkulmaması gerektiğini vurguladı. Eğitim sisteminin “A” almak ya da 100 almak üzerine kurgulandığını insanları hata yapmamaya, risk almamaya sevk ettiğinin altını çizdi. Eğitim sisteminin dolaylı olarak girişimciliği törpülediği bence önemli bir tespitti. Draper University de eğitimi girişimcilik ile benzer bir şekilde birey bazlıdan, takım bazlıya çevirdiklerine değindi. Ücreti yüksek, hizmeti kötü endüstriler üzerinde teknolojinin yıkıcı etkisi olduğu ve olacağı önemli bir tespitti. Örneğin taksilere karşı Uber’in ortaya çıkışı gibi. Vergi ve bankacılık sistemini blockchain ile ilişkilendirdi. Bir diğer not aldığım sözü ise; “popüler olan bir şeyi yapıyorsanız, muhtemelen yanlış yapıyorsunuzdur” oldu. 

Y Combinator’dan Adora Cheung ile İhsan Elgin’in gerçekleştirdiği soru cevap bölümü de oldukça dinlemesi keyifli idi. Cheung, Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin Silikon Vadisi’nden oldukça farklı olduğunu daha çok Hindistan ekosistemi ile arasında benzerlikler bulunduğunu belirtti. Hindistan ekosistemi hakkında hiç bir bilgim olmadığından bu benzetme bende merak uyandırdı. Türkiye’deki sermaye sahiplerinin geleneksel sektörlerden gelmeleri, teknoloji tabanlı girişimci olarak sermaye sahibi olan kişilerin azlığı bu ekosisteme yatırımı zorlaştıran bir nokta olduğunu da belirttiler konuşma sırasında. Y Combinator’dan partner düzeyindeki birini bulupta revaçta olan konu başlıklarını sormamak olmazdı. Cheung’a göre 3 popüler başlık; yapay zeka, sağlık ve blockchain. Aslında bizim konuştuğumuz ve yaptığımız sıralamalar ile benzeşiyor bu liste, her ne kadar Silikon Vadisi ekosistemi ile Türkiye ekosistemi çok farklı olarak nitelendirilse de Cheung tarafından gündem maddeleri benzer bence. Bir diğer konuşmadan dikkatimi çeken kısım ise Y Combinator’da girişimciler için yapılandırılmış bir eğitim programı yerine ofis saatlerinin olması idi. Aslında bunun benim doktora çalışmamdaki bakış açım ile benzeşmesi beni fazlasıyla mutlu etti. Her girişimciye tek düzen bir program yerine, süreç içerisindeki problemlerine yönelik rehberlik hizmeti bu sürecin doğasına daha uygun sanki. 

Çok kısaca diğer konuşmaları da birkaç cümle ile özetleyecek olursam; 

Amal Dokhan’ın da vurguladığı nokta hata yapmaktan korkmamaktı. ‘Startup larda “fail” etmez, “pivot” eder’ yaklaşımı ile özetledi bakış açısını. 

Kasper Korjus, Estonya’nın sunduğu e-vatandaşlıktan bahsetti. Devletlerin dönüşümüne güzel bir örnekti.  

Ferruh Mavituna’nın sunumundan aklımda kalan başarının bir yolunun da birinci dünya ülkeleri dışında kalan ülkelerin sorunlarına yoğunlaşmak olduğu oldu. Whatsapp örneği ile açıkladı, ABD’den önce Brezilya ve Türkiye pazarlarında popülerleşmiş ve başarıyı yakalamış.

Microsoft’tan Onur Koç; veriyi ham maddeye, yazılımı aletlere benzetti. İnsanları (yazılımcıları ise ), alet yapıcılar (tool maker) olarak isimlendirdi. 

Dan Toma, inovasyonun ne olup ne olmadığını özetledi. Klişeler üzerine gitmesi konuyu daha eğlenceli bir şekilde aktarmasını sağladı.

Son olarak 15 girişimcinin final sunumları gerçekleşti. Girişimler Ortadoğu ve Afrika ülkelerindendi. Batı ülkelerinden başvuru mu olmadı veya etkinlik daha çok bu coğrafyaya mı yoğunlaşmış bilmiyorum. Nijerya, Pakistan, Suriye, Kenya, İran, Endonezya, Filistin, Suudi Arabistan, Fas ve Türkiye finalist girişimcilerin ülkeleri.

Finalist girişimcilerin iş modellerini genel olarak Türkiye’deki daha önce izlediğim demoday lerdeki girişimlerle kıyasladığımda biraz daha zayıf buldum. Yenilik barındırmayan daha önce başka pazarlarda başarılı olmuş modellerin kendi ülkeleri özelinde uyarlaması olan projeler çoğunluktaydı. Arge olarak nitelendirilebilecek projeler çok azdı. İzlerken genelde “bu Uber Eats‘in Mekke versiyonu o zaman” gibi cümleler kurdum, bold olan şehir ve girişim isimleri sunumu yapan girişim özelinde değişti ama ifade aynı kaldı. 

Güzel ve verimli bir gündü. Özellikle konuşmacılar açısından zengin bir etkinlikti. Küçük bir eleştiri; fazla konuşmacı, minimum ara ile planlanan yoğunluk biraz daha aralar ile rahatlatılabilirdi. Dinleyici olarak hem birşey kaçırmamaya çalışmak yıpratıcı oldu. Ayrıca belki kişisel bir durum da olabilir. Panel kısımlarındansa bireysel konuşmalar daha verimliydi bence.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir