Nöroteknoloji Startup Günleri – 2017

1 Kasım Çarşamba günü katıldığım “Nöroteknoloji Startup Günleri-2017” başlıklı etkinliğin ev sahibi Üsküdar Üniversitesi idi. Altunizade’deki yerleşkesinde gerçekleşen bu etkinliğe katılırken şunu farkettim, adında startup geçen her etkinliğe katılmam gerektiği gibi bir refleks oluşmaya başlamış bende. Üsküdar Üniversitesi kendisini sağlık ve sosyal bilimler üzerine daha yoğunlaşmış olarak konumlandırdığı için etkinliğin içeriği de bununla benzerlik gösteriyordu. Ağırlıklı olarak tıp ve mühendislik disiplinleri kökenli hocaların sunumu ile süren etkinlik sağlık alanındaki 3 girişimcinin paylaşımları ile son buldu. Etkinliği gözümde değerli kılan yan; tek bir alana yoğunlaşmış olması, hatta sağlık gibi ekosistem açısından gündemdeki ilk bir kaç konudan birisine yoğunlaşmış olmasıydı. Yükseköğretim gündemimizdeki üniversitelerin bir alanda ihtisaslaşmaları yönündeki proje, kuluçka merkezleri için de umarım örnek olur.

Çok küçük bir eleştirim ise fazla yoğun geçmesi idi. Bir etkinlikten fazla içerik vardı bence. İçeriğin fazla olması zenginlikten ziyade dinleyici açısından verimi düşüren bir neden olabiliyor. Birkaç sunumu çıkardığımızda, diğer sunumlar birbiri ile daha tamamlayıcı olduğundan içerik anlamında bir kayıp olacağını düşünmüyorum. 

Dinlerken aldığım notlardan kısaca bahsedecek olursam;

Prof. Dr. Engin Çakar’ın açılış konuşması ile başladı program. Tıp kökenli bir akademisyen olmasının da faydası ile, sağlık alanındaki teknoloji tabanlı girişimlerden yoğun bir örnekleme yaparak konuya girişi yaptı. Mevcut ürünler ve teknoloji tabanlı girişimler üzerinden hareket ederek sağlık alanı ile startup ekosistemi arasındaki ilişki ve potansiyel pazarın büyüklüğüne yönelik bilgilendirici bir sunumdu. Engin hocanın sunumundan aklımda kalan iki nokta;

  • Örnek olarak paylaştığı girişimlerin yazılım, donanım teknolojileri v.b. birçok alt başlığa ayrılmış iş kalemlerinden oluştuğu. Bu alt iş kalemlerinin herbirini yapacak güçteyiz ve tamamını neden bir araya gelip yap(a)madığımız. 
  • “Unicorn girişim” in 1 milyar dolar değerlemeye ulaşan girişim olduğu ve Türkiye’nin ilk unicorn girişimini sağlık alanında çıkarmak istedikleri.

İkinci sunumu Doç. Dr. Barış Metin gerçekleştirdi. Kendisi tıp kökenli bir nöroloji uzmanı ve aynı zamanda Üsküdar Üniversitesi TTO’nun direktörü. Üsküdar Üniversitesi’nin sağlık ve sosyal bilimlere yoğunlaşmış bir üniversite olduğunun ve mühendislere göre bu alanların girişimcilik isteğinin daha düşük olduğunun altını çizdi. Üniversitenin çatı şirketi olan BrainPark’ın (brainpark.net) faaliyetlerinden bahsetti. 

Üçüncü sunumu ise mühendislik kökenli Yrd. Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu gerçekleştirdi. Girişimci, melek yatırımcı, akselaratör gibi teknoloji tabanlı girişimcilik ile ilgili temel kavramları açıkladığı bilgilendirici bir sunumdu. Kendisinin de girişimciliği tecrübe etmiş biri olması sunumu benim gözümde daha değerli kıldı. Sunumundan aklımda kalanlar;

  • Girişkenlik ile girişimcilik farklı kavramlar olduğu ve bu kavramlarının karşılaştırılması,
  • Türkiye ve ABD ekosistemlerini melek yatırımcılar üzerinden karşılaştırması.  

Dördüncü sunumu Neuro Marketing üzerine Prof. Dr. Sinan Canan gerçekleştirdi. Nöro pazarlama kavramı ile bu sunum sayesinde tanışmış oldum. Üsküdar Üniversitesi’nde ayrıca aynı isimli yüksek lisans programı yer alıyor ve Sinan hoca da bu programda ders vermekteymiş. Karar ve satın alma süreçlerimiz hakkında biraz farkındalığım oluştu bu sunumla.

Ön beynin insanlarda diğer canlılardan daha gelişmiş olduğu, duygusal bağ kuramadığında beynin öğrenemediği sunumdan aklımda kalanlar arasında. Ayrıca apple ve samsung gibi cep telefonu pazarının iki lideri firmadan birini diğerince tercih etmenin beynin farklı kısımlarla ilişkili olduğunu anlattığı kısım da eğlenceli idi. 

Program Dudu Banu Çakar ve Yrd. Doç. Dr. Vedat Kamer’in sunumları ile devam etti. 

Son kısımda ise üç girişimci tecrübelerini paylaştılar.

İlk olarak Osteoid’in sahibi Deniz Karaşahin paylaşımda bulundu. Girişimcinin endüstriyel tasarımcı olması bu sunumu benim için bir tık daha önemli kıldı, belki doktora çalışmam için bir veri çıkabilir şeklinde dinledim.

Kırık v.b. durumlarda kullanılan mevcut alçının problemlerinden yola çıkarak geliştirdiği ürününün hikayesini paylaştı. Problemden yola çıkmak, tasarımcı refleksi ile sürece bir başlangıç olsa gerek. Alçının kokma, duş alma ve estetik problemlerinin tespiti ile başladığı sürecini deriye ulaşılmasını sağlayan mevcut ürün önerileri ile nasıl çözdüklerini ve teknoloji yardımıyla nasıl daha da değerli hale getirmeye çalıştıklarından bahsetti. Protez ve skolyoz üzerine de çalışmalar yaptıklarını ekledi. Tasarım alanında sık kullanılan bir yöntem olan müşteri yolculuğu “customer journey” ile süreci özetlemesi daha anlaşılır kıldı hikayeyi bence.

İkinci olarak paylaşımda bulunan girişimci Fizyosoft firmasından Dr. İsmail Uzun’du. Kendisi elektronik mühendisliği kökenli bir girişimci. Fizik tedavi ve rehabilitasyon süreçlerine teknolojiyi dahil etme ve fizyoterapiyi herkes için ulaşılabilir kılma anlamında yaptıkları çalışmaları paylaştı özet olarak. Mühendisler olarak ürünlerini geliştirdiklerini, sonra heyecanla doktorlarla paylaşırken doktorların heyecanlanmadığını, aksine farklı hareketlere ihtiyaç duyduklarını belirttiklerini söyledi. Sonrasında doktorlarla geliştirmeye başladıklarını ekledi. Aslında co-design (birlikte tasarım), sürece bütün paydaşların dahil edilmesi gerekliliği gibi kavramları deneyerek öğrendiklerini anlattı farkında olmadan. “İşbirliği önemli, alan uzmanları ile çalışmak gerekiyor. Fazla iterasyon gerekiyor bu süreç.” ifadesini kullandı sunumun devamında. Bu veri de çok değerliydi benim için, alanda bir projeyi uygulamaya koymuş birisi aslında teoride bizim vurguladığımız kısımları vurguluyordu. Firma olarak yaklaşımlarının kolay temin edilebilir sensörler yardımıyla, ürünlerini yaygınlaştırmak ve evlere girmesini sağlamak olduğunu belirtti. Gelecek öngörülerini ise popüler kavramlar olan “akıllı evler”, “akıllı şehirler” den yola çıkarak “akıllı rehabilitasyon merkezleri” olarak ifade etti. 

Üçüncü olarak paylaşımda bulunan girişimci Bracehealth firmasının kurucu ortağı Çağlar Aksu idi. Girişimciliğin aslında bir takım işi olduğunu ve takımın birbirini tamamlayan bireylerden oluşmasını kendileri üzerinden örnekleyerek vurguladı. Bir diğer vurguladığı noktada yatırımcı için proje kadar, belki de projeden daha çok girişimcinin kim olduğunun önemli olduğuydu. 

Ayda bir gerçekleştirmeyi planladıklarını belirttikleri bu etkinliğin ikincisini merakla bekliyorum.  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir